Bu araştırma, Klasik Gitar Derneği’nin ve Bilkent Üniversitesi’nin katkılarıyla 18–21 Şubat
2007 Tarihleri arasında Ankara’ da yapılan “2.TÜRKİYE GİTAR BULUŞMASI”
kapsamında “Türk Gitar Müziği Çalışmaları” başlıklı konferansta sunulmuştur.

TÜRKİYE’DE GİTAR MÜZİĞİ ÇALIŞMALARI

Hazırlayan: Safa YEPREM
1 Şubat 2007
(Güncelleme tarihi 08.05.2008)

GİRİŞ

Türkiye’de gitar müziği besteciliğinin içinde bulunduğu durumu bütünüyle anlayabilmenin, öncelikle dünyadaki gitar müziğinin, geçmişten günümüze geçirdiği evrelerin ana hatlarıyla hatırlanmasıyla mümkün olabileceğini düşünüyorum. Gitar yazıları, Fernando Sor, Dionisio Aguado, Carcassi gibi üstadların bıraktığı önemli eserlerle teknik ve müzikal anlamda emeklemeye başlamış, ardından 19.yüzyıl sonlarından itibaren özellikle Francisco Tarrega ‘nın yaptığı kompozisyonlar ve transcriptionlarla dönemsel anlamda iyice belirginleşmiştir diyebiliriz. Ancak zaman içinde enstrüman olarak gitarın geçirdiği fiziksel değişiklikler (Torres’ in çalışmaları) ister istemez çalış tekniklerini de değiştirmiş, dolayısıyla yazılı eserlerin yorumlanmasında da önemli manada değişikliklere yol açmıştır. Andres Segovia’ nın eşine az rastlanır yorumculuğu ve yaptığı transcriptionlarla profesyonel müzik sahnesindeki yerini alan klasik gitar, icrası ve kompozisyon şekilleri açısından özellikle 20.yy’ da yapılan orijinal yayınlar ve hızla ilerleyen akademik çalışmaların da katkısıyla titizlikle işlenerek önemi yadsınamaz bir alan olarak müzik tarihindeki yerini almıştır. Notasyon konusunda da gitar müziği, özellikle postmodern çalışmalar ile algılanması ve icrası oldukça girift ve zor bir hal almıştır. (Örnek olarak Leo Brouwer’in La Espiral Eterna’sını gösterebiliriz) Özellikle Avrupa’da Almanya’daki Schott, Chanterelle Verlag gibi, İtalya’da Ricordi gibi, yayınevlerinin ve Amerika’da özellikle Guitar Solo Publications, Kanada’da Les Productions d’OZ gibi yayınevlerinin bastıkları eserlerin etkisi ile dünyada klasik gitar müziği, dinamizmini en az yaylı çalgılar ve piyano müziklerinin seviyesine kadar yükseltmiştir diyebiliriz. Gitar müziği yazarlığının ve gitarist – besteci sayısının ise özellikle 20.yy’ ın sonlarına doğru da iyice yaygınlaştığını 1 ve arttığını söylemek mümkündür. Tarihsel anlamda ortaya konmaya çalışılan “Osmanlı Devletinin son zamanlarındaki genel müzik yayımcılığı faaliyetleri ve günümüze kadar ulaşmış gitar yayınlarının genel hatları” hakkındaki bilgiler, metnin içindeki dipnotlardan da anlaşılacağı üzere kaynak taraması yöntemi ile bir araya getirilmiştir. Elde edilen verilerin, gitar müziğimiz hakkında maalesef tatmin edici boyutlarda olmaması dikkat çekicidir. Çünkü yayımlanmış olan bibliyografik eserlerin çoğunda gitarist bestecilerimize maalesef yer verilmemiştir. Belki de bu noktada hemen gitar müziğinin ülkemizde daha çok yeni bir alan olduğunu ve yazılı anlamda pek de işlenmemesinin çok normal olduğunu belirtmek gerekiyor… Öte yandan sayın Ersin Antep’in hazırladığı eser bibliyografyası çalışması2, gitar müziğini günümüze kadar ciddiye almış en önemli kaynak olarak karşımıza çakmaktadır. Ancak yaptığım incelemelerin sonunda ülkemizde gitar müziği için çok emek vermiş, pek çok eserler bırakmış ve hala çalışmakta olan pek çok önemli gitaristin, söz konusu bibliyografyada da yer almaması, bu araştırmanın ortaya çıkış sürecini biraz daha hızlandırdığını belirtmekte yarar var. Bunun üzerine bende, bu tip bir araştırmayı (yani gitar müziği eserleri bibliyografyası) daha çok gitar müziği içinde olan bir kişinin yeniden ele almasının belki daha doğru ve daha anlamlı olabileceği düşüncesiyle ilk adımları atmaya başladım. Sayın Ersin Antep’in söz konusu eserindeki listelerden gitarla ilgili olanları, sayın Ahmet Kanneci hocamızın yüksek lisans tezinde ele almış olduğu gitar kompozisyonlarını, sayın Ertan Birol ve Erhan Birol’un hazırladıkları gitar web sayfasındaki bestecilerle ilgili olan bilgileri ve bunun dışında e-mail gönderdiğim gitarist bestecilerin ve internetteki web sayfalarından bilgi edindiğim gitaristlerin eserlerinin hakkındaki detaylı bilgileri bir araya getirerek, yapılan çalışmaları bir adım daha ileri götürmeye gayret ettim. Umarım ki bu bibliyografya zaman içerisinde çok daha geniş ve güncel bir hal alır ve gitar müziği camiamız için faydalı olur. Araştırmamın ilerleyen kısımlarında tamamen eğitimsel tecrübeme ve gitar yazısı üzerinde bugüne dek edindiğim tecrübelere dayanan, kişisel yorumlarımı göreceksiniz. Bu konuda elbette ülkemizde benden çok daha yetkin ve tecrübeli üstadlarımız olduğu bir gerçektir ancak amacım tecrübelerime istinaden sizlerle paylaştıklarımın, daha sonraki dönemlerde aynı konularda çalışma yapmak isteyebilecek gitaristlere faydalı olabilmesidir. Belki bu anlamda önceki jenerasyonlara (yani gitar üstadlarımıza) yazılı olarak neden gerekli çalışmaları yapmadıklarına dair belki küçük bir sitem hakkımız vardır diye de düşünmüyor değilim… Öncelikli olarak genel anlamda müziğe ve gitar yazısına olan yaklaşımım hakkındaki fikirlerimi paylaşmak isterim. Yaratıcılık Gitar eğitimi programlarında zaman zaman şu ifadeye rastlamışımdır; “….öğrencinin yaratıcılığını geliştirmek…”. Batı müziği tarihi açısından önemini asla tartışmayacağımız Rönesans, Barok, Klasik, Romantik dönem ve 20.yy eserlerini çalışmanın ne gibi bir “yaratıcılık” faaliyetini geliştirdiğini merak ediyorum. Bu tür çalışmaların enstrüman eğitimi esnasında öğrencinin teknik ve müzikal “gelişimine” ve “değişimine” fayda sağladığı tartışmasız bir gerçek. Ancak “yaratıcılık bunun tam olarak neresindedir?” sorusunun cevabı hala net değil bence. Yaratıcı çalışmayı besteci mi yapmıştır yoksa eseri yorumlayan mı? Belki belirli oranlarla her ikiside. İşte bu noktada “gerçek sanatçı kimdir?”, veya akademik yaşantının bir ürünü ve sonucu olarak “üretileni yorumlamak, üretmekten daha mı ön plandadır?” gibi sorularla karşılaşıyoruz ister istemez. Kendi sorularımı kendim cevaplamaya gayret edeyim. Gerçek Sanatçı Ve Yorumcu Kanımca insanoğlunun, yoktan var ettiği hiçbir şey yok. O ancak insanın doğasında var olan hisleri ortaya çıkaracak “uyarıcıları”, yine kendi belirlediği estetik anlayışlara dayanarak ortaya koyan bir yaratıktır. Bu noktada şunu sormak isterim sizlere; coşkuyu, sevinci, hüznü, korkuyu, öfkeyi, merhameti, ihaneti ve benzeri duyguları insanoğlu mu yaratmıştır ki ortaya koyduğu eser ile (müzikal ürünlerle), dinleyici üzerinde bu etkileri oluştursun… İnsanoğlunun yaptığı, kendi ürettiği çeşitli “uyarıcıların” etkisiyle yaşamaktan ibarettir. Öte yandan şu soruların da cevaplanması gerekir; Bir müzik eserinde sadece biraz önce bahsedilenler gibi uyarıcılar mı vardır? Eserlerin kurgularında bestecilerce matematik formüllere benzer formüller kullanılmamış mıdır? Yani bir anlamda laboratuar ürünü olan besteler yok mudur? Elbette vardır. 20.yy bunların örnekleriyle dolu. Kişisel olarak, post modern kompozisyonlardaki atonal ve deneysel yaklaşımlardan pek hoşlanmadığımı belirtmeliyim. Gitar çalışmalarımda çoğunlukla benim için pek bir şey ifade etmeyen bu çalışmalar yerine, içinde yine deneysel öğeler içeren fakat form, ses dizisi ve benzeri açıdan “bilinen parametreleri” kullanmaktan da çekinmeyen bestecilerin eserlerini çalışmayı tercih etmişimdir. (Sanırım bu noktada biraz gelenekçi bir tutum içindeyim…) Çalışmalarımda da nispeten bu tür bir yöntem takip etmeyi deniyorum.

1.Genç gitaristlerin gitar müziği besteciliğine özendirilmesi.
Profesyonel sanat müziği camiasınca seçkin olarak kabul edilen konser salonlarındaki gitar resitallerinde son zamanlarda yerli gitaristler kadar yabancı gitaristlerin de Türk Gitar müziği repertuarından bazı örnekleri seslendirdiğine rastlıyoruz. Buna örnek olarak geçtiğimiz yıl Yalçın Tura’ nın gitar konçertosunu göstermek mümkün. Gitarist olarak dünyaca ünlü usta Kostas Cotsiolis, koncertonun ilk seslendirilişini yapmak üzere davet edilmişti. Kanımca bu eseri, karakteri itibariyle belki de bu topraklarda yetişmiş bir yerli gitar sanatçısı çok daha farklı bir duygusal halet-i ruhiye ve müzikal yaklaşımla seslendirebilirdi. Eseri izleyenlerden biri olmamın yanı sıra, salonda bulunan pek çok kişi gibi benimde aklımdan bu tip düşünceler geçtiğini belirtmem yerinde olacaktır… Vurgulanması gereken ilk nokta “Eserin gerektiği gibi icra edilmesi…” devam edelim, Sayın Yalçın Tura üstadımızın eseri de dahil olmak üzere bugüne kadar toplam 15 adet gitar konçertosu üretilmiş ülkemizde. Hepsi seslendirilmeyi bekliyor. Bu durumda genç besteciler, dünyanın pek çok yerindeki meslektaşları gibi yazdığı eserin yukarıda da bahsettiğim “seçkin” ortamlarda seslendirileceği zamanı iple çekiyorlar. Bu grubun içine kendimi de dahil etmeliyim zira 1996–2006 yılları arasında yazdığım “Erenköy Gitar Konçertinosu” henüz herhangi bir orkestra tarafından seslendirilmedi. Vurgulanması gereken ikinci nokta “Yeni eserleri sahneye taşımak için çaba sarfetmek…” Gitar müziğinin müzik endüstrisindeki ticari yeri incelenecek olursa Flamenko gitarına has yeni çalışmaların, talep edilme sırasının başını çektiğini söylemek mümkün. Nedir peki o ürünleri bu derece çekici kılan? Hiç şüphesiz “Flamenko” müziğinin kendi iç dinamikleri diyeceksiniz. Haklısınız. Ancak burada göz ardı edilmemesi gereken çok önemli bir nokta var bence o da şudur. Flamenko gitaristleri, kendilerinden önce gelen gitarist bestecilerin eserlerini yeniden yorumlayarak (bir anlamda revize ederek) yeni albümler pek oluşturmazlar. Olduğu gibi orijinal gitar kompozisyonları üretirler ve bunları kaydederler. Tamamen orijinal kompozisyonlardan oluşan bu tip gitar müziği projeleri icracılarına ve bestecilerine, klasik müzik icra ederek profesyonel anlamda iş yapan gitaristlerin albümlerinden kat kat fazla para kazandırabilirler. Elbette nihai hedef para kazanmak mı olmalıdır? diye soracak olursanız cevabım “işin bu kısmı da asla göz ardı edilmemelidir” şeklinde olacaktır. “Herkes Flamenko Müziği ile uğraşsın” demek istemiyorum ancak yerli kültürel unsurların da katkısıyla üretilecek gitar müziklerinin, doğru profesyonel mekanizmalarca geniş kitlelere sunulması sonucunda, kanımca eserlerin hem seslendirilmesi sorunu ortadan kalkacak hem de gerek besteci olarak gerek gitarist olarak üretim halinde olan müzisyenler, hak ettiği maddi ve manevi tatmine ulaşabileceklerdir. Vurgulanması gereken üçüncü nokta “Eserlerin, üretildiği coğrafyanın kültürel gerçeklerinden kopuk olmaması gereği…” Öte yandan gitar üzerinde çalıştığınız herhangi bir müzikal fikir, zaman içinde olgunlaşıp diğer gitaristlerle de paylaşıldığında, fikir sizden çıkmış olmasına rağmen, sizi tekrar yenileyebilir hale gelebilir. Bu durumda mesleki anlamda yaşadığınız tatmini tarif etmek gerçekten kolay değil. Bunu somutlaştıracak ulursak, 1997 yılında 4 gitar için yazdığım “Türk Kahvesi” isimli çalışmamı Belçikalı bir dörtlü olan “Quadrant” ‘ın albüm kayıtlarından dinlemek önce beni çok şaşırttı, sonra da bana ait olan müzik fikirlerinin başka müzisyenler tarafından yorumlanması durumunda hangi noktalara ulaşabileceğini göstermiş oldu. Gitaristlerin kayıtta kullandıkları tonlar, ses renkleri ve müzikal ifade tarzları yer yer benim düşündüğümden o kadar farklıydı ki hayretler içinde kaldım… Sonuç olarak yorumcuların kayıtlarındaki vurguladıkları noktalarla, kendi müzik fikirlerim hakkında daha farklı bir bakış açısını keşfederek kendimi yenileme fırsatı bulmuş oldum. Vurgulanması gereken dördüncü nokta “Bestecinin, kendi eseri üzerindeki farklı yorumları dinleyerek kendini bir anlamda yenilemesi…” Gitar yazısını özendirmek için Formal veya informal eğitim esnasında tam anlamıyla önyargılardan, komplekslerden sıyrılıp müziğin temel dinamiklerini kavramak için gayret sarf etmek gerekiyor. Bunu da “sadece” yazılı gitar müziği ürünlerini çalmaya ve anlamaya çalışarak sağlamak kanımca pek mümkün görünmüyor. Gitar eğitimcileri olarak bizlerin program geliştirme çalışmalarında bu kriterleri de göz önünde bulundurmamız gerektiğini düşünüyorum. Vurgulanması gereken son nokta “Müzik eğitimi alınan sürecin doğru olarak yönlendirilmesi ve verimi…”

2.Her ne düzeyde olursa olsun müzik fikirlerinin notaya alınmasının önemi
İnsanın aklına öyle ters zamanlarda öyle ilginç fikirler geliyor ki o anda kayıt imkanı olsa, herhalde kısa zamanda kütüphaneler dolusu olmasa da belli düzeyde ve miktarda müzik fikri birikmiş olur. Kişisel birikimler de özel anlara ait olan bu tür küçük ve ince detayların birikmesiyle oluşmuyor mu? Yıllar sonra belki bu fikirler tıkanıklık hissedilen bazı noktalarda bir anda önümüzü açabilir hale gelebilir belki... Çalışma aşamasında iken her türlü irili ufaklı temanın motifin vs. müzik fikrinin teknolojinin olanaklarıyla kaydedilmesi veya notaya alınmasında kanımca son derece fayda var. Zira insan yıllar sonra nereden nereye ulaştığının farkına bu şekilde somut olarak varmış oluyor. Unutmamak gerekir ki kültürün, sonraki jenerasyonlara iletilebilmesindeki en önemli unsurlardan biri “YAZI” dır.

3.Üretilen eserlerin seslendirilmesi ve karşılaşılan zorluklar
Tarih boyunca hep “sanat kim içindir?” sorusu üzerine tartışmıştır insanoğlu. Kimi “Sanat, Sanat içindir” demiş, kimisi de “Sanat Toplum içindir” demiştir. Daha değişik kombinasyonlar da kurulabilir elbet, ancak toplum her zaman gerçek sanatçıların ardından onların seviyelerine çok uzun bir süre sonra o noktaya göreceli olarak gelebildiği için önce “Sanat Sanatçı İçindir” bence… Üreten insan, düşünsel olarak toplumun entellektüel seviyesinin her zaman üzerinde olmalıdır.Eskilerin bir sözü vardır: “Marifetler iltifata tabidir, iltifatsız metaa zayidir.” Bu anlamda bestecinin ortaya koyduğu müzik fikirlerine (veya müzikal uyarıcılara) iltifat edecek olan ilk kademeyi “yorumcular” oluşturuyor. İkinci kademeyi ise yorumcunun doğrudan muhatap olduğu kitle yani “dinleyici”. Eğer bütünüyle kişisel inisiyatifinizi kullanarak estetik anlayışınızı her ne formda olursa olsun ürettiğiniz eserle ortaya koyduysanız, büyük ihtimalle tepki ile karşılanırsınız. En azından ülkemizde bu böyle oluyor maalesef. Gitarist bestecilerin de durumu görebildiğim kadarıyla aynı. Özellikle akademik camiada, üretildiği zaman tepkiyle karşılanan bazı yapıtlar, belki kısa beklide uzun bir zamanın sonunda daha farklı profesyonel mekanizmalarda değerlendirildikten sonra (yayınlanması veya yurt dışında seçkin müzisyenlerce seslendirilmesi durumu), tepki gösterenlerce bizzat alkışlanmaya başlanıyor. (Bu durumu defalarca yaşamışımdır.) Tarihte de bunun çokça örneği vardır. Hal böyle olunca eğer besteci kendi eserini önce kendisi tüketmekte inatçı olmazsa (toplumun bu türden tepkileri karşısında yapıtını kendisi dahi artık ciddiye almaktan korkan pek çok müzisyen tanırım…) eserlerin unutulması, dolayısıyla kültürün sonraki nesillere aktarılmasına dair çok önemli olan bu çalışmaların; unutulması, kaybolması, silinmesi içten bile değildir. O zaman ortaya konulan yeni bir müzik fikrine karşı nasıl hareket edilmesi gerektiği konusunda her birimizin şapkasını önüne koyup uzun uzun düşünmesi gerekiyor. İnsanları özellikle olumsuz manada eleştirirken (ki bu bazen bir öğrencimiz, bazen bir başka profesyonel müzisyen arkadaşımız dahi olabilir) ne kadar adil (!) olduğumuz, haksızlık yapıp yapmadığımız, kendi fikirlerimizi bütün topluma mal ederek karşıdaki insanın üretici potansiyelini ne kadar yaraladığımız ve hatta yok edip etmediğimiz konusundaki yorumu, tamamen vicdani değerlendirmenize bırakıyorum. Eğer şanslıysanız ve ürettikleriniz gerçekten değerli ise henüz siz hayattayken takdir ediliyor ve diğer müzisyenlerce de yorumlanarak geniş kitlelere ulaşıyor. Her ne kadar biraz önce “bence sanat sanatçı içindir” demişsem de aslında toplum tarafından da takdir görmenin güzel bir şey olduğunu da bu noktada itiraf etmek isterim. Ülkemizde gitar camiasındaki durum ise, görebildiğim kadarıyla maalesef bu tablodaki en kötü kareyi oluşturuyor. Gitaristlerin birbirlerine karşı olan tutumları daha yorumculuk aşamasında dahi motive edici bir yaklaşımdan uzakken (gitaristlerin kafalarında yarattıkları idollere adeta tapınmaları ve başka hiçbir şeyi beğenmemesi veya daha acısı “beğenememesi !!!” meselesi…), bir de orijinal yazılara karşı olan tutumu varın siz düşünün… Eğer profesyonel bir gitarist - besteciyseniz kendi eserlerinizi önce kendi sahnenizde doğrudan izleyicinizle buluşturmak ve eserlerinizin detayları hakkında insanları bilgilendirmeniz sizin ilk göreviniz olmalıdır. Çünkü gitar camiası, yazılı kültür unsurlarına pek aşina değildir. Bu nedenle eserleri tanıtma görevi öncelikli olarak gitarist-besteciye düşmektedir. Bu sorunun giderilmesi adına diğer bir çözüm olarak, eserlerin önce yayınlanması ve o esnada üretildiği ortama ait bilgilerin bizzat gitarist besteci tarafından verilmesi ve besteler hakkında her türlü detayı içeren birkaç sayfalık önsöz veya sunuş metni eklenmesinden de bahsetmek mümkündür. Kim ne derse desin, zaman içinde üretilen eserlerin gerçek değerlerinin anlaşılacağına ve her şeyin yerli yerine oturacağına olan inancımı bu noktada özellikle belirtmek isterim. Birbirimize karşı ne kadar iyi niyetli, hoşgörülü, empatik bir tutumla davranmayı başarabilirsek ülkemizdeki gitar müziğinin âkıbeti de o oranda iyiye doğru gidecektir...

4.Önyargılar
Özellikle gitar eğitimi alan gitarist adaylarından başlamak isterim söze. Doğal olarak formal eğitim yaşantıları boyunca girecekleri “sınavların” endişesiyle; muhatap olacakları jürilerin onlardan yerli eserleri değil, müzik tarihindeki belli dönemlerden belli bestecilerin eserlerini seslendirmelerini isteyecekleri düşündükleri için bu tür çalışmalarla ilgilenmenin gereksiz olduğunu düşünüyorlar. Bir noktaya kadar kabul edilebilir bir endişe. Ancak mesleki yaşantı boyunca ileri noktalarda insanlardan ürettikleri yeni projeler beklenmeye başladığında, üretken olunan zamanın, doğru değerlendirilmemiş olması nedeniyle yaşanması muhtemel hayal kırıklığını varın siz tahmin edin. Bunu biraz açalım; yorumcu olmuşsunuzdur ancak sahneye çıkamazsınız çünkü eğitim hayatınız boyunca sahneye çıkmanın çok zor bir şey olduğu işlenmiştir, dolayısıyla dünyadaki sizinle aynı işi yapan meslektaşlarınız dünya turnesine çıkar ve pek çok albümleri vardır – siz 40 yaşınıza gelmişsinizdir ama hale sahneye çıkmadan önce sakinleştirici haplar kullanırsınız! yada sahneye artık çıkmazsınız…; kompozisyon bölümünde okumuşsunuzdur ancak yazdığınız tek bir eser yoktur, o güne kadar sadece var olanı incelemişsinizdir ve artık yenisini üretmek için enerjiniz kalmamıştır; öğretmen olmuşsunuzdur ama gitar dersi hiç vermemişsinizdir fakat talip olduğunuz işlerde hem eğitimcilik tecrübesi aranmaktadır… bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Eğer eğitim programları geliştiren uzmanlar ve bizler, eğitim sürecini çok daha verimli kılacak stratejiler geliştirmezsek benzeri sorunların çok uzun bir süre daha başımızı ağrıtacağı bir gerçektir.

5.Geliştirilen gitar eğitimi programlarında yerli eserlerin durumu
Yüksek öğretim kurumlarındaki nispeten bireysel olarak kabul edilebilecek yaklaşımlar dışında ülkemizde lisans düzeyinde gitar eğitimi veren kurumlarda yerli eserlerin kullanıldığından bahsetmek oldukça zor. Bazı fakültelerin giriş sınavlarında yerli eserlerin de seslendirilebileceğinin adaylara duyurulduğuna rastlıyoruz. Bunun gibi bir başka örnek de ülkemizde son zamanlarda düzenlenen gitar yarışmalarında zorunlu eser olarak yerli kompozisyonların çaldırılmasıdır ve olumlu olarak addedebileceğimiz bir gelişmedir. Ancak bunun yeterli olduğunu söylemek oldukça güç. Kanımca hem ülkedeki gitarist-bestecileri motive etmek hemde yeni jenerasyonların bu bestecileri tanımalarına katkıda bulunmak adına özellikle gitar lisans programlarının içinde, Türk Gitar Müziği repertuarının yorumlanması ve belli teknik destek dersleri ile birlikte (Armoni – Müzik Formları - Transcription vs..) “Gitar Müziği Üretme – Besteleme – Düzenleme” konusunda yeni dersler konulmalıdır. Günümüzde, yerli gitar eserlerinin gitar eğitimi programlarında kullanılması ile ilgili en kapsamlı çalışmayı orta öğretim düzeyinde de olsa Milli Eğitim bakanlığı yapmaktadır. Geçtiğimiz üç yıl boyunca bakanlıkça yapılan çalışmalarda Anadolu Güzel Sanatlar Liselerince uygulanacak olan yeni eğitim programlarında tamamen hareket noktası olarak yerli gitar müziği repertuarı benimsenmiştir. Bütünüyle gitar literatüründen kopmak anlamına gelmeyen bu yaklaşım sonucunda öğrencilerin, yerli müzik kültürümüzden hareketle uluslararası gitar müziği kültürüne daha rahat adapte olabileceği düşünülmektedir. Henüz bu çalışmalar tamamlanmamış olup, program geliştirme aşaması tam anlamı ile sona erdiğinde de, bu programların okullarda uygulanması için oluşturulacak yeni ders kitaplarının yazımı konusunda, özellikle ülkemizde gitar eğitimine emeği geçmiş gitarist ve bestecilere çok iş düşecektir.

6.Müzik okullarının giriş sınavlarında adaylarca seslendirilen yerli gitar kompozisyonları
Özellikle son yıllarda müzik fakültelerinin ve güzel sanatlar liselerinin giriş sınavlarında aday öğrencilerin bazı yerli kompozisyonları seslendirdiğine rastlıyoruz. Bazı müzik fakülteleri giriş sınavları için istedikleri programlarda açık ve seçik olarak seslendirilecek Türk eserlerini adaylara bildiriyor. Zaman içerisinde araştırmamın ileri aşamalarında da toplamaya çalıştığım eserlerin de tam anlamıyla yayınlanıp, kayıtlarının yapılıp gün ışığına çıkması ile müzik fakültelerinin, konservatuarların ve güzel sanatlar liselerinin giriş sınavlarında seslendirilebilecek yerli kompozisyonların sayısının ve çeşitlerinin çok daha fazla olabileceği kanısındayım.

7.Üretilen eserlerin ciddiye alınması, yayınlanması ve kaydedilmesi
Gitar yaşantınız boyunca sadece yazılı olanı yorumlamaya çalışmakla yetinmeyip eğer var olan mekanizmaları analiz etmeye ve onların çeşitlemelerini yapmaya başladıysanız bence “gitar müziği besteciliği” hakkında ilk adımları atmaya başladınız demektir. Üniversite yıllarında değerli Armoni hocam Dr. Özcan Özbek her zaman “orijinal bir müzikal fikri ortaya koyabilmek için, önce var olanı taklit etmekle başlarsınız ve zamanla kendi imzanızı oluşturursunuz.” derdi. Ne kadar doğruymuş; gerçektende batı müziği literatürünü incelediğiniz zaman zamanının büyük üstadlarından etkilenmemiş, olduğu gibi orijinal eserler üretmiş olan bestecilere rastlamanız oldukça zordur. Sözgelimi, Bach müziğinde Vivaldi’ nin etkisi yok muydu? Yada Mozart’ın bestelerinde hiç mi Bach etkisi göremezsiniz?.. Bu örnekleri olduğu gibi gitar müziği literatürüne de uyarlamak mümkündür. Mesela Heitor Villa Lobos’un etkilediği nice gitarist besteciler vardır ki bugün ortaya koydukları eserlerle dünya çapında bilinen ve talep edilen bir noktaya ulaşmışlardır. (Örnek: Roland Dyenes, Jorge Cardoso vs.) Aynı örnek Flamenko gitar müziği için de söz konusudur mesela Paco de Lucia, hiç mi Agustin Castello (Sabicas)’nun etkisi altında kalmamıştır? Veya bugün Vicente Amigo müziğinde Sanlucar’ ın veya Paco de Lucia’ nın etkisini hiç mi görmezsiniz?... Müzik dünyası bunların örnekleri ile dolup taşmaktadır… Asıl konumuza dönelim; gerek formal eğitim sürecinde gerekse de profesyonel meslek yaşamında gitarist besteci formatındaki müzisyenler öncelikli olarak ürettikleri müzik fikirlerini hemen yazılı olarak veya sesligörüntülü kayıt teknolojilerini kullanarak hemen fikirlerini kayıt altına almalıdırlar. Çünkü çoğu zaman enstrümanınızla veya değilken aklınıza gelen bir fikir eğer onu kayıt altına almadıysanız hemen uçup gidiveriyor ve size sadece onu unuttuğunuz için üzülmek kalıyor. Kayıt altına aldıktan sonra eğer zaman içerisinde bu çalışmayı daha da geliştiriyorsanız bence her bir değişiklik içeren aşamayı da kayıt altına almalısınız. Bunu biraz açalım. Mesela 10 yıl önce notaya alıp stüdyo kaydını yaptığınız bir besteniz var. Ancak her konserinizde aynı eseri yorumlayışınız yıldan yıla değişmiş. (Bunu da yaptığınız kayıtlarda fark ediyorsunuz). Hatta değişiklik öylesine derinleşmiş ki müzik cümleleri dahi yeniden kurulmuş adeta… O zaman sizden sonraki jenerasyonlardaki gitaristlerin doğrudan sizin önce gitarınızdan sonra da kaleminizden bu değişikliği görmesi eşsiz bir çalışma olamaz mı? (Eserlerinizi toplayacağınız bir antoloji çalışmasında 1980’de şöyle çalıyordum ama daha sonra 1987 yılından itibaren şu şekle dönüştürdüm… gibi bir açıklamayla yayınlansa) Bir yandan eseri üretenin işini ağırlaştırdığımı düşünmeyiniz. Amacım, bestecinin satır aralarındaki detayları da dikkate alarak ve her aşamayı kaydederek çalışma sürecine devam etmesi gerektiğini vurgulamaktır. Genelde bu tip mukayeseleri, eserlerin bestecileri öldükten uzun yıllar sonra müzikolojik çalışmalara ağırlık veren ve akademik çalışmalar yapan müzikologlar araştırma konusu olarak veya müzik öğrencileri de tez konusu olarak kabul edip çalışıyorlar. Belki de çözüm budur ne dersiniz???... Artık zamanla üretip dosyanıza attığınız çalışmalar öylesine artmıştır ki bunlarla bir veya birkaç albüm hazırlamanız veya tamamen orijinal yazılarınızdan oluşan bir nota kitabı oluşturmanız mümkündür. İşte bu durumda dünyada sizinle aynı çalışmaları yapan diğer gitarist bestecilerin ne yaptıklarını ve nasıl yaptıklarını inceleyerek atacağımız ilk adımı tasarlayabiliriz. İnternetten son zamanlarda gelen bazı promosyon mesajları arasında bazı gitarist bestecilerin isimlerine de rastlıyorum. Falanca gitarist bestecinin konserleri (Konser gitaristin mensup olduğu ülke gibi dünyanın öteki ucunda…), “şu” ülkelerde – “şu – şu - şu” salonlarda yapılacak ancak konser esnasında sanatçının “şu - şu” yayın evlerince çıkan besteleri satışa sunulurken, “şu” prodüksiyon tarafından yapılan albümünün de satışı yapılacaktır. İmza – “…..ajans basın ve halkla ilişkiler birimi”. Şimdi manzarayı daha da irdeleyerek aramızdaki uçurumu iyice belirginleştirelim. Siz de dünyanın öte ucundaki meslektaşınız gibi gitar için pek çok çalışma ortaya koymuşsunuzdur. Ancak sizin konserlerinizi organize edecek bir “ajansınız” olması bir yana, doğrudan bağlantı kurup konser teklifi verdiğiniz bazı salonlardan da olumsuz yanıt almanız işten bile değildir. Yayınlarınız eğer gerçek profesyonel mekanizmalarla değerlendirilse belki dünyada ses getirecek derinliğe sahip niteliktedir ancak herhangi bir profesyonelce iltifat görmediği için dosyanızda çürümektedir. Dolayısıyla sizi destekleyen ve çalışmalarınızı yerli gitar yazılarını severek takip eden profesyonel (!!!) bir gitarist kitleye ulaştıracak herhangi bir “yayın evi” de yoktur. Sonuç olarak ürettiğiniz eserleri, ticari anlamda hasılat rekorları kıramayacağı gerekçesiyle yapımcı şirketler de reddediyorsa ve çalışmalarınızı “albüm” haline getiremediyseniz hiç kendinizi – kendimizi dışarıdaki meslektaşlarımızla kıyaslamayalım. Çok sert olduğunun farkındayım ama yıllardır ülkemize gelen gitaristlerin konserleri hakkında “çok kötüydü – berbattı, aslında falanca hocamız ondan kat kat daha iyi yorumlamaktadır bu eserleri” gibi akıl almaz kritikler ortaya çıkıyor maalesef. Aynı kritikler yeni yazılar üreten gitarist bestecilere de yöneltiliyor üstelik; “Eserlerinde bir bütünlük yok, armoni olarak hatalar var, gitardaki mekanizmaları kullanamamış… vs” İnsanın aklına ister istemez şu soru geliyor; “Madem ülkemizde bu kadar değerli gitarist - besteci üstadlarımız var, nerede bu üstadların eserleri, albümleri, konserleri, yayınları, master classları vs…” ki eleştirilere hedef olan insanlar doğrudan bu eserleri inceleyerek “doğru” yu öğrensinler… (!!!) Yine üniversite yıllarımda girdiğim armoni derslerinden, eskilerden önemli bir besteciye atfedilerek söylenen bir söz hatırlarım (sanırım Beethoven idi…) “Güzel ( ! ) bir tını için bozulamayacak hiçbir kural yoktur”. Bu ifadelerden dolayı sakın darılıp gücenmeyiniz çünkü bu manzaranın tek sorumlusu biziz ve düzeltebilecek olanlar da kanımca yine bizleriz... Bugüne kadar kraldan çok kralcılığı benimseyerek özellikle meslektaşlarımıza farkında olarak veya olmayarak yönelttiğimiz “yıkıcı eleştiriler” ve hoşgörüsüzlük nedeniyle kısa süre zarfında ilişkilerimiz işin içinden çıkılmaz bir hale geldi maalesef. Sonucu şu örnekle ortaya koymak isterim. Geçtiğimiz senelerde Bilkent Üniversitesinde yapılan Güneydoğu Avrupa Gitaristleri Birliği toplantısında, Türk gitar eserlerinin de sergilendiği “Türkiye Promosyonu” gününe “izleyici” olarak katılmak üzere Ankara’ya gittim. Manzara gerçekten çok korkunçtu. Çeşitli ülkelerden gelen gitar yayınlarını ve CD kayıtlarını incelerken, her ülke standının başında insanlar bir hayli vakit geçiriyordu. Cd’ler, Metodlar, Repertuar kitapları vs. Ancak Türkiye standında durum bunun tam tersine; iki adet kitap, bir veya iki CD ve gerisi boş… Konumuza geri dönelim; yerli yayın evlerine eserleriniz ile gittiğiniz zaman normal şartlarda eserlerinizin yayın hakları hakkında bir sözleşme metni hazırlanır ve eğer yayıncının sunduğu şartlar sizin için uygunsa sözleşmeyi imzalarsınız. Eseriniz veya eserlerinizin yayın hakları belirli bir süre için yayınevine geçmiş olur. Bu sözleşme metninde genelde şu tip ifadeler olur 1- tarafların tanıtılması(Besteci ve yayıncı isimleri ve adresleri), 2-maddeler halinde sözleşme şartları (Eserin yayın hakkının izinsiz devredilemeyeceği, telif ücretinin ne kadar zamanda bir ödeneceği, basım adedi, telif ücreti olarak hangi oranla ödeme yapılacağı, stok durumu ve satış raporları, stokların tükenmesi durumunda yeni baskı koşulları, sözleşmenin süresi hakkında maddeler vardır) Eğer çalıştığınız yayınevi yabancı ise sözleşme metninde çok daha farklı maddelerle karşılaşabilirsiniz.
1- eserin her türlü haklarını takip eden “derneklerin” tanımı,
2-telif haklarının sözleşme süresince hangi değişkenleri de kapsadığı (kayıt teknolojileri vs.)
3-Yerli telif sözleşmelerinde de olan ödeme şekilleri ve diğer benzer konular
Üreticisi aynı gitarist – besteci olmasına rağmen, her iki sözleşme, yayın evi formatı ve ortaya çıkan ürünler arasındaki farkı şu şekilde izah etmek mümkün. Yerli yayın evlerinde eserleriniz yayınlandığında siz yazar, besteci ve gitarist olarak eserin üretilmesinden matbaadaki son aşamasına kadar işin başında durmanız ve yapılması muhtemel hayati bir hataya karşı kontrol halinde bulunmanız gerekir. Çünkü kontrol edip düzelterek matbaaya gönderilmesini sağladığınız pek çok konunun, kitabınız piyasaya çıktıktan sonra düzeltilmeden basıldığını fark edersiniz. (Defalarca yaşamışımdır. Bunun düzeltilmesi için ya stokların tükenmesini beklersiniz ya da eseri piyasadan toplatırsınız. Her iki durumda da maddi-manevi zarar görmüşsünüzdür) Dolayısıyla olması gereken “editörlük mekanizmaları” hiçbir şekilde işlememiştir çünkü öyle bir mekanizma yoktur. Her işi yazar üstlenmiştir… Yabancı bir gitar yayın evi ile çalıştığınızda durum çok daha farklıdır çünkü “muhtemelen” gitar yayını yapan edisyonun sahibi bir “gitarist” olacaktır. (Örnek Les Productions d’OZ – Kanada – Sahibi ve baş editörü Sylvain Lemay bir gitaristtir.) (aslında gitarist olmasına da gerek yoktur kanımca çünkü yapılması gereken iş bellidir…) Dolayısıyla bu tip yayın evleri, gitarist – bestecilerden oluşan bir ekip ile eserlerin yayına hazırlanması konusunda oldukça titiz ve hızlı bir çalışma ile eserin yayınını gerçekleştirmektedirler ve yine çok hızlı bir şekilde işleyen bir distribütörlük mekanizması ile eseri 10- 15 gün içinde dünyanın öte ucuna dağıtır. Hatta bu eserlerin kısa süre içinde profesyonel gitaristlerce sahne performansları gerçekleşebilir ve CD kayıtları dahi yapılabilir. (dört gitar için yazdığım “Türk Kahvesi” isimli çalışmamın ilk seslendirilişi, yayınlandıktan 15 gün sonra Amerika’da Alexandria Guitar Quartet tarafından Virjinya’ da yapıldı… Ne sürat değilmi…) Ancak yorumlarımdan “yerli yayın evlerinin hepsi böyledir” gibi bir sonuç çıkarmayınız. Elbette her yayıncı ürünüyle ilgili herhangi bir aksaklık çıkmaması için tamamen özveri ve iyi niyetle canla başla çalışır veya çalışmak ister. Aslında bu şekilde de çalışmak zorundadır çünkü bu onun işidir. Bütün bunlara rağmen neden yeterince yeni proje üretilmediğini veya üretilen projelerin neden yayınlanmadığını anlamak o kadar da zor olmasa gerek. “yayıncısından müzisyenine - işin her zaman kolayına kaçan bir yapımız var, ayrıca çok tembel ve sabırsızız...”

8.Türkiye’de Müzik Yayıncılığı Tarihine Genel Bir Bakış
Türk Müziği hakkında herhangi bir konuda araştırma yaptığınızda özellikle biyografi kitaplarında, “falanca bestecinin 1000’den fazla eseri olduğu biliniyor fakat günümüze ancak 15 tanesi ulaşabilmiştir.” gibi ifadelere rastlarsınız. (Örnek: Mehmet Es’ad Efendi’nin Atrab’ul Asar isimli bibliyografik eseri5) Aslında bu durum, önce şaşkınlık daha sonra da üzüntüyü de beraberinde getirirken insana, tarih boyunca millet olarak müzik kültürümüzü yazılı anlamda ne denli ihmal ettiğimizi gösteriyor. Kim bilir nice sözlü veya enstrümantal eserler tarih sahnesinde öylece kaybolup gitti… Dilerseniz önce dünyadaki sonra da ülkemizdeki müzik yayıncılığının geçirdiği aşamaları kaynaklardan edindiğimiz bilgilerle kısaca ortaya koymaya çalışalım. Avrupa’daki ilk müzik yayıncılığı 15.yy’da 1481’de Venedik’te yapılmıştır6. (Yayıncı: Scodus Octavianus) Bir başka görüşe göre de nota basım ve yayıncılığının 16.yy’ın başlarında İtalya’da ve Fransa’da profesyonel anlamda bir iş olarak ortaya çıkmıştır.7 Her iki görüşe istinaden; Avrupa’da Osmanlı devletinden aşağı yukarı 3-4 yüzyıl önce müzik kültürünün profesyonel yayıncılıkla gelecek nesillere aktarılmaya başladığı anlaşılmaktadır. Osmanlı Devleti’nde önceki dönemlerde kulaktan kulağa aktarılan eserler, sonra “ebced” notasıyla ve buna dayalı bazı notasyon sistemleriyle, daha sonra “Hamparsum” notası ile ve Ali Ufki bey (1610)zamanından itibaren de kademeli olarak batı müziği notası ile notaya alınmış, 18.yy’ ın sonlarına doğru diziler halinde yayınlanmaya başlamıştır.8 Ayrıca müzik yayıncılığı faaliyetlerinin özellikle İstanbul’da yoğunlaştığını söylemek mümkündür. Yapılan yayınlar daya ziyade Türk Müziği ile ilgili olmuştur ancak Beyoğlu ve Galata semtleri civarındaki yayınevlerince yapılan yayınların batı müziği ekseni etrafında olduğunu incelediğimiz kaynaklardan görmekteyiz.9 İlk müzik yayıncılığı faaliyeti 1876’da Hacı Emin Efendi tarafından otuz sayfalık bir “fasıl defteri” yayınlanarak gerçekleşmiştir. Bu yayınından sonra Emin Efendi, “Notacı Hacı Emin Efendi” olarak anılmıştır.10 Nota yayıncılığı sektörü Osmanlı Devletinde sadece Türkler tarafından yapılmamış olup gayr-ı Müslim vatandaşlar tarafından da üstlenilmiş bir alandır.

SONUÇ

Araştırmada ortaya konulan verilerden açıkça anlaşılıyor ki ülkemizde klasik gitar müziği adına üretilmiş eserler hakkında başta akademik camia olmak üzere pek fazla bilgi sahibi değiliz. Son yıllarda yapılan kapsamlı bibliyografik çalışmalar sayesinde bu eserlerin nitelikleri ve bestecileri hakkında fikir sahibi olmuş bulunuyoruz. Ortaya çıkan eserlerde solo gitar kompozisyonlarının sayısının diğer kategorilere göre daha fazla olduğu dikkat çekiyor. Bir diğer dikkat çekici nokta ise gitarist ve bestecilerimizin solo gitar için yaptıkları Türk Müziği düzenlemeleridir. Bu çalışmaların sayıları solo gitar için yapılan orijinal kompozisyonlar kadar olmamakla birlikte bir hayli fazladır. Modal yapıların kullanımı açısından belki ileride bu konuda yapılacak ciddi akademik çalışmalarla, gitar için yapılan Türk Müziği düzenlemelerinde kullanılan polifonik yapıların çok daha belirgin hale getirilebileceği ve bu alanda kompozisyon çalışmalarında ekolleşmeye doğru mesafe kat edilebileceği kanısındayım. Öte yandan üretilen eserlerin çok büyük bir kısmının yayınlanmamış ve profesyonel mekanizmalar içinde hiç seslendirilmemiş olması da dikkat çekicidir. Bu noktada ülkemizde Gitar organizasyonları (konserler, festivaller, televizyon ve radyo programları vs.)ile ilgilenenlerin, yerli gitar kompozisyonları içeren programları ve gitaristleri teşvik etmeleri gerekmektedir. Sadece profesyonel organizasyonlar değil gitar eğitimi veren kurum ve kuruluşların programlarına da bu eserlerin “zorunlu” olarak konulması ve bu kuruluşlarda üretimi için teşvik edici önlemlerin kısa zaman içinde alınması gerekmektedir. Yapılan sınırlı sayıdaki gitar yayınlarında ise, teknolojik gelişmelerden yararlanmak yerine genel anlamda geleneksel yöntemlerin tercih edildiği görülmektedir. Bu noktada artık yayınlanacak yeni eserlerin öncelikle etkileyici bir kurgu ve işinde gerçekten uzman bir ekip yardımıyla görsel ve işitsel teknoloji unsurları ile desteklenerek (CD, VCD, DVD vs. ekleri ile) gitar severlerle buluşturulması düşünülmelidir. Ülkemizdeki gitar yazısının gelişmesi adına öncelikli olarak kendimizden daha sonra yakın çevremizdeki meslektaşlarımız ve öğrencilerimizden başlayarak üretimimizi ve motivasyonumuzu kıracak her türlü tutum ve davranıştan uzak durmamız gerekiyor. Bilinçli veya bilinçsizce yapılan bir yıkıcı bir eleştiri ile üretme isteği örselenmiş genç, doğru kanalların gelecekte açılması ile beklide çok parlak bir noktaya gelebilecekken bu tip tutumlar yüzünden kaybedilecektir ve beklide müzik camiası geleceğin Mozart’ını tanımaktan mahrum kalacaktır. Bu noktada müzik eğitimcileri olarak hepimizin sorumluluğu çok büyüktür. Elbette ortaya konulan her şeyi beğenmek zorunda değiliz; fakat ortada da somut bir ürün varsa, en azından o ürünün ortaya konulabilmesi adına sarf edilen çabayı - emeği hepimizin alkışlaması ve takdir etmesi boynumuzun borcu olmalıdır. Aksi halde, çabalarımızın bir süre sonra havanda su dövmeye benzeyen bir hal alması ve yok olup gitmesi an meselesidir. Eskilerin bu konudaki güzel bir sözü ile sözlerime noktayı koymak isterim. “Marifetler iltifata tabidir, iltifatsız metaa zayidir.”

KAYNAKÇA

Alaner, Bülent. Osmanlı İmparatorluğu’ndan Günümüze Belgelerle Müzik Yayıncılığı (1876–1986), Anadol Yayıncılık, Ankara, 1986
Antep, Ersin. Türk Bestecileri Eser Kataloğu (Çağdaş Türk Müziği Bestecilerinin Yapıtlarından Oluşturulmuş Eser Listesi), Sevda – Cenap And Müzik Vakfı Yayınları, Ankara, 2006
Aydıntan, Ziya. Gitar Kitaplığı:1 Gitar Metodu I, İstanbul, basım tarihinin 1977 olduğu tahmin ediliyor.
Aydıntan, Ziya. Gitar Kitaplığı:4 Klasik Armoni (Gitar Uygulamalı), İstanbul,1985. Bayraktar, Ertuğrul. 6 Anatolian Songs, Sevda Cenap And Vakfı Yayınları, Ankara, Yayın Yılı Bilinmiyor
Bıçakçı, Bülent. Klasik Gitar İçin Düzenlenmiş Popüler Ezgiler, Ümit Ofset Matbaacılık, Ankara, 2006
Belevi, Kemal. Five Turkish Pieces for Guitar, Edition Bafa, İzmir, 1996
Belevi, Kemal. Five Turkish Pieces II for Guitar, Edition Bafa, İzmir, 1996
Belevi, Kemal. Gitar Metodu, Pera Müzik, İstanbul, ?
Cemil, Murat. Klasik Gitar Metodu, Alfa Aktüel Yayınları, İstanbul,2005
Çekirge, Savaş. 3 Pieces, Sevda Cenap And Vakfı Yayınları, Ankara, Yayın Yılı Bilinmiyor
Çorlu, Muzaffer. – Kavak, Kübra. Scarlatti Guitar Duo (CD), Pera Müzik, İstanbul, 1999
Elmas, Yıldız. Sorularla Gitar, Pan Yayıncılık, İstanbul, 1994
Erdener, Turgay. Loneliness, Sevda Cenap And Vakfı Yayınları, Ankara, Yayın Yılı Bilinmiyor
Erdener, Turgay. 5 Grotesques, Sevda Cenap And Vakfı Yayınları, Ankara, Yayın Yılı Bilinmiyor
Gençer, Ferruh. Musiki Yayımcılığı - Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, C.V, İstanbul, 1994
İşbilen, Murat. Öğrenciler için Gitar Albümü, B&B Yayınları, Ankara,2006
İşbilen, Murat. Flamenko Gitar Metodu – Hola Flamenko, Arkadaş Yayınevi, Ankara, 2006
Güzel, Melih. Sounds of Anatolia (CD), Aura Müzik Yapım & Organizasyon Tic. Ltd. Şti.,2000
Kanneci, Ahmet. Gitar İçin Beste Yapmış Türk Bestecilerinin Eğitimi ve Yapıtlarının Uluslar Arası Gitar Repertuarındaki Yeri(Yüksek Lisans Tezi), Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Müzik Öğretmenliği Bilim Dalı, Ankara, 2001
Kanneci, Ahmet. Türk Bestecilerinin Solo Gitar Sonatlarının Gitar Eğitimine Katkıları Yönünden İncelenmesi, (Doktora Tezi), Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Güzel Sanatlar Eğitimi Ana Bilim Dalı, Ankara, 2005
Kanneci, Ahmet. Klasik Gitar Metodu, Yayınevi, Yeri ve Tarihi Bilinmiyor Kanneci, Ahmet. Alirio Diaz – 50.Sanat Yılı, S.C.A Yayınları, Ankara, Yayın Tarihi Bilinmiyor
Kanneci, Ahmet. A.Vivaldi Guitar Concertos (CD), Hacettepe Üniversitesi, Ankara, 1986
Kanneci, Ahmet. Guitar Festival in Morelia (CD), 1994
Kanneci, Ahmet. Guirtarras del Mundo(CD), 1995
Kanneci, Ahmet. Anatolian Pieces (CD), BMG Music, 1996
Kanneci, Ahmet. Popular Classics (CD), Taylan Göçeli Production, 2002
Kanneci, Ahmet. İtalian Baroque Music (CD), Sony Music, 2006
Kanneci, Ahmet. Erdener Integration (CD), 2006
Kayaalp, İbrahim. Klasik Gitar Metodu, Senfoni Müzik, Yayın Yılı ve Yeri Bilinmiyor
Korkmaz, Ertuğ. Three Anatolian Songs, Sevda Cenap And Vakfı Yayınları, Ankara, Yayın Yılı ve Yeri Bilinmiyor
Ortakmaç, Arif. Pratik Gitar Metodu(CD İlaveli), Alfa Yayınları, Yayın Yılı ve Yeri Bilinmiyor
Öner, Dursun. Flüt ve Gitar Albümü, Evrensel Yayınevi, Ankara, 1998
Öner, Dursun. Klasik Gitar Albümü (Solo, Düo, Trio), Evrensel Yayınevi, Ankara, 1998
Örter, Hasan Cihat. Hasan Cihat Örterle Herkes Gitar Çalabilir(2VCD), Belgesel Ajans A.Ş. İstanbul, 2006
Örter, Hasan Cihat. Hasan Cihat Örter - Sanatçı, Bemol Müzik Yayınları, İstanbul, 2002
Örter, Hasan Cihat. Anadolu’dan Klasik Gitar Çeşitlemeleri (VCD eki ile), Bemol Müzik Yayınları, İstanbul, 2004
Örter, Hasan Cihat. Notalarıyla Hasan Cihat Örter – Hayatım Gitarım ve Müziğim, Pan Yayıncılık, İstanbul, 1996
Örter, Hasan Cihat. Anadolu Ezgileri – Klasik Gitar ve Piyano için Düzenlemeler, Pan Yayıncılık, İstanbul, 2001
Özcan, Nuri. Türk Musikisi Tarihi (Yayımlanmamış Ders Notları), İstanbul, 2001 Özkanoğlu, Utku.-Akın, Kadir. - Aladağlı, Bener. Temel Gitar Eğitim Metodu, Kadans Art Center Yayınları, Adana, 2005
Tura, Yalçın. Müzik Yayımcılığında 20 yıl - Pan’a Armağan – 20.yıl, Pan Yayıncılık, İstanbul, 2006
Üngör, Etem Ruhi. Nota Basımında 100.yıl - Musiki Mecmuası (Özel Sayı:337), İstanbul, 1948
Yeprem, Safa. Suite de la Caloriferre, Les Productions d'OZ, Kanada, 1.baskı 1997 – 2.baskı 1997
Yeprem, Safa. Midnight, Les Productions d’OZ, Kanada, 1.baskı 1997 – 2.baskı 1997
Yeprem, Safa. Café turc, Les Productions d'OZ, Kanada, 1998
Yeprem, Safa. Flamenko Sanatı ve Gitar (VCD eki ile),Bemol Müzik Yayınları,1.baskı 2002 - 2.baskı 2003
Yeprem, Safa. Klasik Gitar İçin Halk Şarkıları (DVD eki ile), Bemol Müzik Yayınları,2002
Yeprem, Safa. Klasik Gitar İçin Kompozisyonlar(VCD eki ile) , Bemol Müzik Yayınları,2004
Yeprem, Safa. Flamenko Sanatı ve Kökenindeki Din Müziği, İstanbul,2005 (Henüz yayınlanmadı)
Yeprem, Safa. Gitarda Modal Açılımlar ve Akor Yapıları, Fark Yayınları, Ankara,2006
Yöndem, Sadık. Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri – Hazırlık Sınıfı Gitar, M.E.B.Yayınları, İstanbul, 2003.
Yöndem, Sadık. Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri – Gitar Lise I, M.E.B.Yayınları, İstanbul, 2003.
Yöndem, Sadık. Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri – Gitar Lise I1, M.E.B.Yayınları, Ankara, 2005.
Yöndem, Sadık – Kaptan Zekeriya., Gitar Eşlikli Halk Türküleri ve Okul Şarkıları, Nota Yayıncılık, İstanbul, 2005
Tarman, Süleyman. Klasik ve Pop Gitar Metodu, Müzik Eğitimi Yayınları, 2000 Taviloğlu, İstemihan. Turkish Songs, Sevda Cenap And Vakfı Yayınları, Ankara, Yayın yılı bilinmiyor.
Toros, Misak. 3 Miniatures, Sevda Cenap And Vakfı Yayınları, Ankara, Yayın yılı bilinmiyor.
Toros, Misak. 5 Preludes, Sevda Cenap And Vakfı Yayınları, Ankara, Yayın yılı bilinmiyor.
Toros, Misak. 10 Etudes, Sevda Cenap And Vakfı Yayınları, Ankara, Yayın yılı bilinmiyor.
Umay, Tayfun. — Atlaş, Engin. Gitar Metodu, Yurt Renkleri Yayınevi, Ankara,2005
Say, Ahmet. Türkiye’nin Müzik Atlası, Borusan Kültür ve Sanat Yayınları, İstanbul, 1998
Sun, Muammer. 3 Pieces, Sevda Cenap And Vakfı Yayınları, Ankara, Yayın yılı bilinmiyor.
Zamani, Adil. Mavi Gitar – Blue Guitar : "Classical Guitar Magazine" October 1994;
Vol.13, No.2,pp.27–29. Ashley Mark Publishing Company, Newcastle upon Tyne, United Kingdom
Zamani, Adil. Impromptu in E minor: "Soundboard", 2006;Vol.31,No.2&3,pp.85–89. The Journal of the Guitar Foundation of America, USA.






DİĞER MAKALELER

Türk Gitar Müziği Çalışmaları

Piyano eğitimi / Bilimsellik ilişkisi

Müzik Yeteneği ve Yanlış Anlaşılmaları

Piyano Eğitiminde Ebeveyn - Öğrenci - Öğretmen

Keman Eğitimi Açısından İlköğretim Çağındaki Çocuklarda
Fiziksel ve Zihinsel Gelişim






ÜCRETSİZ DENEME DERSİ
SINIF SAYISI 1 YA DA 2 KİŞİLİK
GİTAR EĞİTİMİ
AMKARA GİTAR EĞİTİMİ
ANKARA GİTAR KURSU
ANKARA MÜZİK KURSU